Türkler uzaya çıksalardı, komik diyaloglar
22/10/2009 ·
Houston..
- Efendim abi...
- Aya inmek üzereyiz...
- Hadi hayırlısı...
- Kraterli olandı di mi ay?
----
- Houston...
- Evet Apollo, ay yürüyüşünüz bitti mi?
- Bitti bitmesine de bu Ayı Cemal tutturdu gelmişken Amerikan Bayrağını sökelim, bizimkini koyalım diye, onu ararken kaybolduk, az daha oksijenimiz bitiyordu.
- Buldunuz mu bari?
- Bulduk ama sökemedik, nasıl dikmişlerse gavurlar...Cemal yaran ay aracıyla üzerinden geçmeyi deneyecek...
- Helal olsun aslanlar... Size güveniyoruz...
-----------------------
- Houston...
- Apollo?
- Ya bu Cemal Cim Bom bayrağı getirmiş yanında, aya onu da dikmek istiyor, yere de topladığımız taşlardan "En büyük Cim Bom" yazdı...Ben hayatta terk etmem burayı o bayrak buradayken...Bir Fener bayrağı yollayın hemen...
- Merak etme Apollo, biliyordum ben o hoşafın böyle bişiy yapacağını..acil oksijen depolarının olduğu yere bakarsan göreceksin ki oksijen tüpleri orada yok... niye? Çünkü kardeşin oraya anlı şanlı dev bir FB bayrağı koydu..
- He he.. büyüksün Houston... Seni seviyorum...Yenilse de yense de...
---------------------
- Apollo
- Buyur Houston’cığım
- Venüs’ten taş örneklerini aldınız mı?
- Aldık aldık, bi sürü taşımız oldu, şimdi dönmek üzere yola çıktık, 24saatte yörüngeye gireriz..
- Çok iyi, bilim adına önemli şeyler yaptınız..
- Ya bişey sorcam Houston...
- Sor…
- Neden sadece taş toplattınız bize, o kadar böcek, çiçek vardı, bi de o tek gözlü yaratıklardan da getirseydik?
- Hstir, neden söylemediniz?
- Neyi abi?
------------------------
- Houston
- Nedir?Abi ben çok sıkıldım burada, şu dönüş tarihini öne alalım diyecektim.
- Olur mu, daha Satürn’e gidip örnek alacaksınız
- Abi ben hep örnek almışımdır Satürn’ü zaten, bir an önce dönelim diyorum
- Ya Apollo, bak sinirimi bozma, kitlerim kumanda aletlerinizi burdan, bi daha dönmek nasip olmaz
- Ama abi ya
- Sus
-----------------
- Houston bişey sorcam, biz niye topladık bu taşdı kumdu falan, ne yapcaz ki bunları?
- Bilimsel araştırmalar için, evrenin sırlarını gizlerini öğrenmek için falan, biliyorsun bunlar bi çok konuda bizleri aydınlatabilir..
- Yani çok önemli şeyler bunlar yani?
- Evet Apollo, hadi yörüngeye girmek üzeresiniz, hazırlanın artık bu arada sen niye soruyon bunları???
- Valla Houston, ben bu örnekleri topladıktan sonra semih abiye vermiştim, gemiye koy diye, o da zannetmiş ki kapıya kadar götürecek, ben ordan alıp bagaja koycam, yani senin anlayacağın biz onları ayda unuttuk galiba...
- Neeee?
- Abi yörüngeye giriyoz, sonra konuşalım..
--------------------
- Houston?
- Apollo..
- Houston bişiy diycem ama kapatmak yok..
- Go ahead Apollo..
- Houston 10 aydır uzaydayım, burada bu kadar astronot, kozmonot arkadaşla irtibatım oldu, yeminle söylüyorum, sen hepsine beş basarsın. Seni neden yer ekibine vermişler anlamış değilim.
- Sorma hocam, bir takım politik olaylara kurban gittik, çok büyük yanlışlar yapıldı bize
- Sen diğerlerinden farklısın, halk adamısın sen. seni seviyorum Houston...
- Ben de seni Apollo.
ALINTIDIR!....
ilginç bilgiler, 1 Nisan şakasının kökeni nedir?, İnsanlar niçin
22/10/2009 · Kategori: Ders Disi Konular Bolumu
1 Nisan şakasının kökeni nedir?
1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona
zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için
kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi.
Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere
aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Mezara niçin çiçek konulur?
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar
mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan
kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah
giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından
oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark nedir?
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.
Niçin gözyaşı dökeriz?
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?
Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?
Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?
Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?
Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor?
Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Kediler balık ve sütü niçin severler?
Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
İŞ, İŞ FORMÜLLERİ, İŞ ÇEŞİTLERİ, İŞ ÖZELLİKLERİ, İŞ NEDİR
18/10/2009 · Kategori: Fen Bilgisi Konu anlatimi
İŞ, İŞ FORMÜLLERİ, İŞ ÇEŞİTLERİ, İŞ ÖZELLİKLERİ, İŞ NEDİR? (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)
Bir kuvvetin bir cisme etki ederek ona konum değişikliği kazandırması olayına denir. W ile gösterilir, skaler bir büyüklüktür.
İş, kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörlerinin skaler çarpımına eşittir.
Şekildeki gibi bir cisme etki eden F kuvveti cismi A noktasından B noktasına götürmüş olsun. Kuvvetin yaptığı iş ;
![]()
Eşitliği ile verilir. Yani kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörünün skaler çarpımına eşittir.
![]()
W = F . X . cosα
İfadesine işin genel denklemi denir.
İŞ BİRİMLERİ:
W(Joule) = f.(n).x(m).cosα
İşin genel denklemine (W=F.X.COSα) göre

Kuvvet etkisinde kalan bir cismin yer değiştirme vektörü 0 ise yapılan iş 0 dır. Bir kuvvetin iş yapabilmesi için etki ettiği cisme etki ettiği cisme mutlaka konum değişikliği kazandırması gerekir.

Şekildeki gibi yatay düzlemde hareket eden bir cisme dik bir kuvvet etki ediyor. Ancak cisim yatayda konum değiştiriyorsa ; cisme uygulanan F kuvvetinin yaptığı iş sıfırdır. Kuvvet cisme kendi yönünde konum değişikliği kazandırmış olsaydı iş yapmış olurdu.
4) α = 0 ise cos0˚ = 1 ise W=F.X olur.
SABİT BİR KUVVETİN YAPTIĞI İŞ:

ÖRNEK:
Sürtünmesiz yatay bir düzlemde duran bir cisme yatay bir doğrultuda uygulanan kuvvetin yola bağlı değişim grafiği şekildeki gibidir. Kuvvetlerin cisim üzerinde yaptığı iş kaç olur?
ÇÖZÜM:

SÜRTÜNME KUVVETİNİN YAPTIĞI İŞ:
Sürtünme kuvveti daima cisimlerin hareketlerine karşı koyduğu için negatif iş yapar. Bu iş; hareket sırasında ısı enerjisine dönüşür. Cisme etki eden sürtünme kuvveti fs ise bu kuvvetin X yolu boyunca yaptığı iş ;
WS = -fs.x
Bağıntısı ile verilir. Burada (-) işareti cismin enerji kaybettiğini açıklar.
ÖRNEK:
Yatay F kuvveti sürtünme katsayısının 0,3 olduğu

Yatay düzlemdeki cismi A noktasından B noktasına götürülüyor
a) Cisme etki eden F kuvveti kaç joule�luk iş yapar ?
b) Sürtünme kuvvetinin yaptığı iş kaç joule�dur?
c) Bileşke kuvvetin yaptığı iş kaç joule�dur?
ÇÖZÜM:
a) WF = F.X = 20.5 = 100 joule
b) WS = -fs.X = -kmg.X = -0,3.4.10.5 = -60 Joule
c) Wnet = Fnet.X = (F - f s).X = (F � kmg).X = (20 � 0,3.4.10).5
Wnet = (20 � 12).5 = 8.5 = 40 joule
UYARI: Wf = Ws + Wnet olduğuna dikkat ediniz. Yani F kuvvetinin yaptığı iş sürtünmeye karşı yapılan iş ile bileşke kuvvetin yaptığı işin toplamıdır
YERÇEKİMİ KUVVETİNE KARŞI YAPILAN İŞ
Yer düzleminde bulunan bir cismi kaldırarak yerden h yüksekliğine çıkarmak için gerekli en küçük kuvvet cismin ağırlığına eşittir. (Fmin = G). Cisim X=h kadar yüksekliğe çıkarılırsa yer çekimi kuvvetine karşı yapılan iş:
W = Fmin .X = G.h =>> W=mgh olur.
UYARI: Yerçekimi kuvvetine karşı yapılan iş: işi yapan kuvvete ve cismin izlediği yola bağlı değildir.
ÖRNEK:
Şekildeki eşit kütleli cisimler yerden F1, F2, F3 kuvvetleri ile h yükseklikteki K-L düzlemine çıkarılıyorlar.Kuvvetlerin yaptığı işler W1=f.h,W2=5f.h,W3=mgh dir
Kuvvetlerin yok boyunca yaptıkları işler farklı olmasına rağmen yerçekimine karşı yapılan işler eşittir.
UYARI:
Korunumlu Kuvvetler: Yaptıkları işler,etki ettikleri cisimlerin izledikleri yola bağlı olmayan kuvvetlere denir. Çekim kuvvetleri, elektriksel ve magnetik kuvvetler korunumludurlar.
Korunumsuz Kuvvetler: Yaptıkları işler etki ettikleri
cisimlerin izledikleri yola bağlı olan kuvvetlere korunumsuz kuvvetler denir.Sürtünme kuvveti korunumsuz kuvvettir.Sonuç olarak korunumlu kuvvetlerin yaptıkları işler cisimlerin izledikler yola bağlı değildir.
A noktasında bulunan bir cisim üç ayrı yoldan B ye getirilirse , kuvvetlerin cisimler üzerinde yaptığı işler W1=W2=W3 olur.
Özdeş I,II, ve III cisimleri S1, S2 ve S3 yollarından T noktasına çıkarılırken yerçekimine karşı yapılan işler birbirine eşittir. W1=W2=W3

KALP, KALBİN ÖZELLİKLERİ, KALBİN ÇALIŞMASI, KALP DAMARLARI, KAN
18/10/2009 · Kategori: Fen Bilgisi Konu anlatimi
KALP, KALBİN ÖZELLİKLERİ, KALBİN ÇALIŞMASI, KALP DAMARLARI, KAN DOLAŞIMI, KALP HASTALIKLARI (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)
Kalp, kas dokudan yapılmış olup, ters duran bir armuda benzer. Kalp, insanlarda göğüs boşluğunun biraz solunda, iki akciğerin arasındadır.

Kalbin yapısı dıştan içe doğru üç tabakadır:
1-Perikard: Kalbin en dışında yer alan, çift katlı zar tabakadır. Bu iki tabaka arasında kan serumuna benzer bir sıvı bulunur. Sıvının görevi kalbin çalışmasını kolaylaştırmaktır.
2-Kas Doku (Miyokard): Kalp düzenli kasılıp gevşeyebilen çizgili
kasların oluşturduğu kas dokudan meydana gelmiştir. Kalp kası çizgili kaslardan meydana gelmesine rağmen, isteğimiz dışında çalışır.
3-Endokard: En içte yer alır. Tek katlı epitel doku hücrelerinden oluşur.
İçi boş bir organ olan kalp, dört odacığa bölünmüştür. Üstteki odacıklara kulakçık, alttaki odacıklara karıncık denir. İki kulakçık ile iki karıncık arasında hiçbir geçit yoktur.
Sağ tarafta yer alan odacıklar; sağ kulakçık ve sağ karıncık adlarını alırlar. Sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında üçlü kapak bulunur.
Kalbin sol tarafında yer alan odacıklar ise; sol kulakçık ve sol karıncık adını alırlar. Sol kulakçık ile sol karıncık arasında ikili kapak bulunur.
Kapaklar, kanın kulakçıklardan karıncıklara geçmesine izin verir. Ancak karıncıklardan kulakçıklara geçmesine izin vermezler.
Kalbin çalışması kasılma ve gevşeme şeklinde olur. Kuvvetli kaslardan yapılmış olan karıncıklar kasıldıkları zaman, içerisindeki kanı atardamarlara iletirler. Karıncıklar gevşemeden önce, kulakçıklar, toplardamarlardan gelen kan ile dolarlar. Karıncıklar gevşerken, kulakçıklar kasılır ve kan, kapakçıklar yardımıyla kulakçıklardan karıncıklara geçer. Kalbin iki kulakçığı kasılırken, aynı anda iki karıncığı gevşer. İki karıncığı kasılırken de aynı anda iki kulakçığı gevşer. Bu olay dakikada 70- 80 kez tekrarlanır.
Kalpteki Kan Damarları Ve Özellikleri
Kalp tarafından pompalanan kan vücutta değişik kalınlıktaki damarlar içerisinde dolanır. Damarları yapı ve görevlerine göre üç grupta toplayabiliriz. Bunlar:
I-Atardamarlar:
1- Kalpten kanı alarak organlara taşıyan damarlardır.
2- Karıncıklardan çıkarlar. Kapakçıkları sadece, damarın kalbe çıktığı yerde bulunur.
3- Genellikle oksijence zengin, yani temiz kan taşırlar. (Akciğer atardamarı kirli kan taşır).
4- Atardamarların yapısında iç içe geçmiş üç tabaka vardır: En içte endotel, ortada kas, en dışta zar. (Kas tabakada esnek teller bulunur. Bu sayede atardamarlar esneklik kazanır.)
5- Atardamar kesildiğinde kanama kendiliğinden durmaz.
6- Çeperleri (duvarları) diğer damarlardan kalındır.
7- Kan akış hızı ve kan basıncı en yüksek olan damarlardır. Kalpten uzaklaştıkça basınç da kademeli olarak düşer.
II-Toplardamarlar:
1- Kanı vücuttan kalbe getiren damarlardır.
2- Kulakçıklara açılırlar. İçlerinde, kalbe doğru açılan, tek yönlü kapakçıklar bulunur.
3- Genellikle kirli kan taşırlar. (Akciğer toplardamarı temiz kan taşır.)
4- Toplardamarın yapısı da üç tabakadır. Ancak esnek teller burada çok azdır.
5- Herhangi bir nedenle toplardamar kesildiğinde, kesilen yerin ağzı büzülerek, kanama durur.
6- Kan akış hızı ve kan basıncı daha yavaştır.
III-Kılcal damarlar:
1- Atardamarların son kısmıyla, toplardamarların baş kısmında bulunur. Toplardamarlarla atardamarları birleştiren kısımdır.
2- Kandaki besin ve oksijeni hücrelere verir, hücrelerdeki atıkları kana taşır.
3- Duvarları çok incedir. Tek katlı epitel dokudan meydana gelir.
Not: Kan, atardamar →→ kılcal damar →→ toplardamar yolunu izlerken, basıncı giderek azalır.
Kan atardamar →→ toplardamar →→ kılcal damar yolunu izlerken hızı giderek azalır.
Kalbe Giren Ve Çıkan Damarlar
Kalp büyük oranda kas dokudan yapıldığı için çok enerji harcar. Bu nedenle bol besin ve oksijene ihtiyacı vardır. Kalp kaslarına gerekli besin ve oksijeni götüren damarlara koroner damarlar denir, kalbin dış yüzeyinde bulunur.
Kalbe kanı getiren damarlar, toplardamar; kalpten kanı götüren damarlar ise, atardamar adlarını alırlar. Atardamarların kalpten çıktıkları yerde, kanın kalbe geri dönmesini engelleyen kapakçıklar vardır.
Kalbin Sağ Tarafına: Sağ kulakçığa alt ve üst ana toplardamar gelir, sağ karıncıktan ise akciğer atardamarı çıkar. Akciğer atardamarı kalpten çıktıktan sonra iki kola ayrılır. Her iki kol da akciğere gider.
Kalbin Sol Tarafına: Sol kulakçığa, akciğerde temizlenen kan, dört kol halinde akciğer toplardamarıyla gelir. Sol karıncıktan ise, temiz kan, aort atardamarıyla çıkar.
Kan Dolaşımı
Canlıların yaşamını sürdürebilmesi için, kanın, vücutta sürekli hareket halinde olması gerekir. Kanın vücuttaki hareketini, kalp ve damarlar sağlar. Kanın damarlarda hareketi iki şekilde olur:
1-Küçük Dolaşım: Kalbin sağ karıncığından akciğer atardamarıyla çıkan kirli kanın, akciğerlerde temizlendikten sonra, kalbin sol kulakçığına, akciğer toplardamarı yoluyla gelmesine küçük dolaşım denir.
2-Büyük Dolaşım: Kalbin sol karıncığından, aort atardamarıyla çıkan temiz kanın, bütün vücudu dolaştıktan sonra birleşerek, alt ve üst ana toplardamarlarıyla kalbin
sağ kulakçığına gelmesine büyük dolaşım denir.
Nabız: Sol karıncığın kasılarak, kanın atardamarlara itilişinden dolayı oluşan vuruya nabız denir.
Tansiyon: Kanın, pompalandığı atardamar içerisinde, damar çeperine yaptığı basınca denir. Kalbin kasılırken yaptığı basınç büyük tansiyon, kalbin gevşeme durumunda yaptığı basınç küçük tansiyondur.
Kalp Hastalıkları
Enfarktüs: Kalbi besleyen damarların (koroner damarlar), damar sertliğine bağlı olarak tıkanmasıdır.
Kalp Yetmezliği: Kalbin pompalama görevini yeterince yapamamasıdır.
Damar Hastalıkları
Varis: Toplardamarların genişlemesidir.
Basur (Hemoroit): Anüs bölgesindeki toplardamarların genişlemesidir.
Teknolojinin gelişmesiyle beraber kalp- damar hastalıklarının tedavisinde önemli buluşlar yapılmıştır. Bunlardan bazıları:
Eko kardiyogram (EKG) ile kalbin elektriksel aktivitelerinin grafiği çıkarılır. Bu grafiklerle anormallikler tespit edilir.
Röntgen, kalbimizin ve kan damarlarımızın görüntülenmesini sağlar. Kalp büyümesi dahil olmak üzere bazı hastalıkların teşhisinde kullanılır.
Kan testleri de dolaşım sistemiyle ilgili birçok sorunun anlaşılmasını sağlar.
Kalp pili kalbin uygun ritimde çalışmasını sağlar. Kalp pili göğüs derisinin altına takılır.
Koroner by-pass ameliyatında tıkanmış kalp damarlarının iki yanına, göğüs ya da bacaktan alınan damarlar dikilerek, kan akımı yeni damardan sağlanır. Aynı şekilde yapay kalp kapakçığı takılarak da kalp kapakçığı sorunları giderilir.
Anjiyo yöntemiyle ucunda balon bulunan esnek bir boru kasıktaki damardan sokularak kalptaki tıkalı atardamara gönderilir. Balon burada şişirilerek tıkalı damar genişletilir.
KALP, KALBİN ÖZELLİKLERİ, KALBİN ÇALIŞMASI, KALP DAMARLARI, KAN DOLAŞIMI, KALP HASTALIKLARI (2) (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)
Kalp, iki akciğer arasında, göğüs kafesinde bulunan, alt yüzüyle diyaframa komşu, kassal yapıda bir organdır.
Dolaşım sisteminin önemli organlarından biri kalptir. Sağ elinizin parmaklarını birleştirip sol göğsünüzün üzerine koyduğunuzda, kalp atışlarını algılayabilirsiniz. Kalbinizin büyüklüğü yaklaşık kendi yumruğunuz kadardır.

Kalp, dıştan içe doğru zar tabakası, kas tabakası, iç tabaka olmak üzere üç tabakadan meydana gelir. Kalbi içyapısı, üstte iki, altta iki olmak üzere dört odacıktan oluşmuştur. Üstteki odacıklara kulakçık, alttakilere ise karıncık denir. Karıncıklardaki kas tabakası, kulakçıklara göre daha kalındır. Bu nedenle karıncıkların pompalama gücü, kulakçıklardan daha fazladır. Kulakçıklarla karıncıklar arasında kapaklarla açılıp kapanabilen geçitler bulunur.
Kalp vücudun her tarafına kanın ulaşmasını sağlayan bir pompa gibi çalışır. Kalbin çalışması, kalp kasının kasılıp gevşemesi ile olur. Kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer, karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer.
Kalbin pompaladığı kanın, vücudun her yerine ulaştırılması damarlarla sağlanır. Damarlar birbirinden hem kalınlık, hem de taşıdıkları kan yönünden farklıdır. Dolaşım sisteminde üç türlü kan damarı vardır. Bunlar: atardamarlar, toplardamarlar ve kılcal damarlardır.
Kan damarları:
Atardamarlar: Kalpten çıkan kanı organ ve dokulara taşıyan damarlardır. Atardamarlar geniş, esnek ve sağlam bir yapıdadır. Dokuları oluşturan hücrelere besin ve oksijen taşırlar. Kalpten akciğer atardamarı ve aort damarları çıkar. Akciğer atardamarı hariç bütün atardamarlar temiz kan taşır. Akciğer atardamarı kirli kan taşır. Atardamarlar karıncıklardan çıkarlar.
Toplardamarlar: Tüm organlara yayılan kanı, yeniden kalbe getiren damarlardır. En önemlileri, vücutta kirlenen kanı taşıyan alt ve üst ana toplardamarlardır. Akciğer toplardamarı ise akciğerde temizlenen kanı kalbin sol kulakçığına taşır. Toplardamarlar vücuttaki kanı, kulakçıklara getirir.
Kılcal damarlar: Kandaki besin ve oksijenin hücrelere geçmesini sağlayan damarlardır. Atardamarlar ve toplardamarlar arasında bulunurlar. Vücudu bir ağ gibi sararlar. Kılcal damarların ince duvarından sindirim ürünleri ve oksijen hücrelere geçer. Hücrelerde oluşan karbon dioksit ve diğer artık maddeler, toplardamarların kılcal uçlarına verilir. Kısaca madde alış-verişi kılcallarda sağlanır.
Kanın kalpten pompalandıktan sonra vücudu dolaşarak yeniden kalbe dönmesine, kan dolaşımı denir.Kan dolaşımlarını anlatmadan önce şu hatırlatmalarda bulunmak gerekir.
ü Kalbin sağ tarafında kirli sol tarafında temiz kan bulunur.
ü Kalbe giren damarlar (toplardamarlar) kulakçıklardan girerken, kalpten çıkan damarlar (atardamarlar) karıncıklardan çıkar.
a. Büyük kan dolaşımı: Sol karıncıktan aort ile çıkan temiz kanın tüm vücudu dolaşarak oksijeni azalıp karbondioksiti çoğaldıktan sonra, alt ve üst ana toplardamarlarla kalbin sağ kulakçığına gelmesine büyük dolaşım denir.
b. Küçük kan dolaşımı: Sağ karıncıktan akciğer atardamarı ile çıkan kirli kanın akciğerlere gidip temizlendikten sonra, akciğer toplardamarı ile kalbin sol kulakçığına gelmesine küçük dolaşım denir.
Ders Arası: Yüz altmış sekiz ton ağırlığındaki bir mavi balinanın kalbinin otomobil kadar, damarlarının bebek emekleyebilecek kadar büyük olduğunu ve kalbinin dakikada üç defa attığını biliyor musunuz?
Kan Hücreleri
Alyuvar: Yapılarındaki hemoglobinden dolayı kana kırmızı rengini veren hücrelerdir. Oluştuklarında çekirdeklidirler, ancak olgunlaştıklarında çekirdeklerini kaybederler.
Alyuvarlar, solunum organlarından aldıkları oksijeni dokulara taşır ve dokulardan alınan karbondioksitin solunum organlarına taşınmasına yardımcı olurlar. Kandaki sayıları yaş, cinsiyet, yapılan iş ve yaşam ortamının yüksekliğine göre değişir. Kemik iliğinde yapılarak kana verilirler.
Akyuvarlar: Beyaz renkli iri çekirdekli, büyük ve sabit bir şekli olmayan kan hücreleridir. Kemik iliği ile lenf düğümlerinde ve dalak, timüs gibi lenf dokularında üretilirler. Ömürleri birkaç gündür. Akyuvarlar, mikropları yutarak veya onlara karşı antikor üreterek vücudun savunmasını sağlarlar. Yapı olarak alyuvarlardan daha büyüktürler.
Kan pulcukları: Kemik iliğindeki iri yapılı hücrelerden oluşan kandaki en küçük parçacıklardır. Tam bir hücre yapısında olmadıklarından ömürleri kısadır. Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Böylece kan kaybını önlerler.
İnsanlarda A, B, AB, 0 olmak üzere dört çeşit kan grubu vardır. Kan grupları bu adları, iki çeşit proteinden almıştır. Kanda bu proteinlerden hangisi varsa kan grubu
o harfle adlandırılır. A proteinini taşıyanlar A grubu, B proteinini taşıyanlar B grubu, bu proteinlerden hiç birini taşımayanlar 0 grubu ve her ikisini de taşıyanlar AB grubudur. Her kan grubunun taşıdığı antikorlar da birbirinden farklıdır.

Gruplandırma, kanda bulunan Rh maddesine göre de yapılır. Kanında Rh maddesi bulunanlar, Rh+ (pozitif), bulunmayanlar Rh- (negatif) olarak adlandırılırlar.
Bu özellikler, kan aktarımında dikkate alınırlar.

Kan grubu aynı olan insanlar birbirine kan verebilir. 0 kan grubu, bütün gruplara kan verebilir. Ancak diğer gruplardan alamaz. Yalnız kendi grubundan alabilir. Bu nedenle 0 grubuna genel verici denir. A grubu, 0�dan ve kendisinden alır, AB grubuna verebilir. B grubu 0�dan ve kendisinden alır, AB grubuna verebilir.
AB grubu ise bütün gruplardan kan alabilir, ancak kendisi hariç hiçbir gruba kan vermez. Bu nedenle AB grubuna genel alıcı denir. Ayrıca kan aktarımında, Rh+ olan bir kişi, Rh- olana kan veremez.
KALP HASTALIKLARI VE ÖZELLİKLERİ, KAN, KANIN ÖZELLİKLERİ, KANINI
18/10/2009 · Kategori: Fen Bilgisi Konu anlatimi
KALP HASTALIKLARI VE ÖZELLİKLERİ (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM) Enfarktüs: Kalbi besleyen damarların (koroner damarlar), damar sertliğine bağlı olarak tıkanmasıdır. Kalp Yetmezliği: Kalbin pompalama görevini yeterince yapamamasıdır.
KAN, KANIN ÖZELLİKLERİ, KANINI YAPISI, KANIN GÖREVLERİ (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)
Vücudumuzda, sıvı olan tek doku kandır. Bir miktar kan, bir tüpte bekletilirse iki kısma ayrıldığı görülür: Altta koyu kırmızı renkli çökelti ve üstte açık sarı renkli bir sıvı. Sıvı kısım kanın ara maddesi olup, plazma adını alır. Çökelti kısmı ise kanın canlı bölümü yani kan hücreleridir.
O halde kanı plazma ve kan hücreleri olmak üzere iki kısımda inceleyebiliriz. Ortalama ağırlıktaki bir insanda yaklaşık 4,5 -5 litre kan bulunur. Kanın % 55�ini plazma, % 45�ni kan hücreleri oluşturur.
1-Plazma: Sarımtırak renkli bir sıvı olup çoğu sudan ibarettir. Geriye kalan bölümde besinler, enzimler, hormonlar, mineraller, atık maddeler (karbondioksit, üre) , serum proteinleri (albümin, fibrinojen ) ve antikorlar bulunur. Plazmaya kan serumu da denir.
2-Kan Hücreleri: Üç farklı tipte kan hücresi vardır:
I-Alyuvarlar(Eritrositler):
· Kanda en fazla bulunan, yuvarlak şekilli ve kırmızı renkli hücrelerdir.(1mm3kanda 4,5- 5 milyon olup, kanın %45 ini oluşturan kan hücrelerinin %44�ü alyuvardır.)
· Kırmızı kemik iliğinde, dalakta ve karaciğerde üretilirler. Yaşlı hücreler dalak ve karaciğer tarafından parçalanırlar.
· Memelilerde ilk üretildiklerinde çekirdeklidir. Sonradan çekirdekleri kaybolur. Diğer omurgalılarda çekirdeklidir.
· Hücre zarları ince ve esnektir. Bu nedenle kolaylıkla şekil değiştirebilir ve en ince kılcal damarlara girebilirler.
· Alyuvarların ömrü 3- 4 aydır. Eksikliğinde anemi (kansızlık) görülür. Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça oksijen miktarı azaldığından, alyuvar sayısı artar.
· Alyuvarların sitoplâzmasında hemoglobin bulunur. Hemoglobin kana kırmızı rengini verir ve hücrelere oksijen taşımak ve hücrelerde açığa çıkan karbondioksiti alarak dışarı atılacağı organlara götürmekle görevlidir.
Hemoglobin demirli bir proteindir. Kolaylıkla oksijenle birleşir ve oksihemoglobin haline gelir. Oksihemoglobin bulunduran kanın rengi açık kırmızıdır. (Temiz kan)
Oksihemoglobin taşıyan alyuvarlar dokulara ve hücrelere gelince taşıdıkları oksijeni verirler. Ve tekrar hemoglobin haline dönerler. Bu hemoglobin hücrelerde açığa çıkan karbondioksit ile birleşerek karbohemoglobin halini alırlar. Karbohemoglobini çok alyuvar taşıyan kan koyu kırmızıdır (Kirli kan). Bu kan akciğerlere giderek orada temizlenir.

II-Akyuvarlar (Lökositler) :
· Akyuvar, kanın çekirdekli ve sayıca kanda en az olan hücreleri olup 1mm3 kanda 7- 8 bin kadardır.
· Akyuvarlar kırmızı kemik iliği, dalak, lenf düğümleri, bademcikler ve timüs bezlerinde üretilirler.
· İki temel çeşidi vardır: fagositler ve lenfositler.
Akyuvarların Görevleri:
Akyuvarlar büyük ve parçalı çekirdekli olup, amipler gibi yalancı ayaklar çıkararak hareket edebilme özelliğine sahiptir. Akyuvarlar yalancı ayaklarıyla eskimiş alyuvarları, yıpranmış hücreleri ve vücuda giren mikropları sararak içine alırlar ve enzim salgılayarak bunları sindirirler. Bu olaya fagositoz, bunu gerçekleştiren akyuvar hücrelerine fagosit denir.
Lenfositler kana yabancı madde girdiğinde etkinleşen akyuvarlardır. Bakteriler ve virüsler gibi mikropların yüzeyinde antijen olarak adlandırılan proteinler vardır. Lenfositler mikrop öldürücü özellikteki antikor denilen proteinleri üreterek mikropları etkisizleştirir. Her mikrobun antijenine uyan bir antikor vardır (kilit- anahtar ilişkisi gibi.)
Antikorlar ayrıca mikropların kana salgıladıkları zehirleri (toksin) zararsız hale getirici antitoksin maddelerini üretirler. Bu maddelere bağışıklık maddeleri denir.
Vücudumuza mikrop girdiğinde akyuvarların sayıları artar. Çünkü akyuvarlar vücudumuzun savunmasını gerçekleştirir.
III-Kan Pulcukları (Trombositler):
Alyuvar ve akyuvarlardan daha küçüktürler. Değişik şekillerde olabilirler. Birbirlerine yapışık halde bulunurlar.1mm3 kanda 300 bin kadar trombosit bulunur. Trombositler kırmızı
ilikteki dev hücrelerin parçalanması ile oluşurlar. Ömürleri çok kısa olup yaklaşık 7- 8 gündür. Genelde çekirdek taşımazlar, çok azı çekirdeklidir.
Kan Pulcuklarının Görevi:
1)Damar zedelenmelerinde damarların iç yüzüne yapışarak buraları tıkarlar.
2)Kanın pıhtılaşmasını sağlarlar.
Not: Kan damar içinde pıhtılaşmaz. Çünkü kan serumunda (plazma) bulunan heparin maddesi buna izin vermez. Pıhtılaşma damar kesildiğinde gerçekleşir. Kanın pıhtılaşmasında karaciğerin ve kan pulcuklarının salgıladığı enzimler ve kan plazmasında bulunan fibrinojen görev alır. Ayrıca ortamda kalsiyum tuzlarının da bulunması gerekir.
K vitamini, hava teması, asitler ve sıcaklık pıhtılaşmayı hızlandırır.
9. ve 10. Sınıf İngilizce Yazılı Sorusu,ingilizce dersi lise 1,
22/9/2009 · Kategori: Ingilizce konu Anlatimi
2005-2006 ÖĞRETİM YILI ESENLER ÇOKI PROGRAMLI LİSESİ İNGİLİZCE DERSİ 9. VE 10. SINIFLAR 1. DÖNEM 3 YAZILI SINAVI SORULARI
A. Put the words into the right order. (5X5=25 points)
1. in the summer / ice cream / don’t / I / eat / . /
2. Fatih / very well / the guitar / plays / . /
3. a letter / does / like / Emin / writing / . /
4. Murat / a fiend / in London / has got / . /
5. She / speak / doesn’t / well / French / . /
B. Write the negatives (5x5=25 points)
1. They have got a family in İzmir ........................................................................
2. We play the guitar very well. ........................................................................
3. She knows my phone number. ........................................................................
4. We have breakfast every morning. .......................................................................
5. They work very hard. .......................................................................
C. What time is it?. (5x5=25 points)
1. 08.05 ........................................................................
2. 15.55 .......................................................................
3. 23.30 .......................................................................
4. 18.15 .......................................................................
5. 11.30 .......................................................................
D. Put at / on / in (3x5=15 points)
1. She gets up __________ 8 o’clock every morning.
2. Her birthday is __________ 24th of December.
3. I look at the stars __________ night.
4. They go out __________ Friday evenings.
5. Bill’s birthday is __________ June.
E. Put a(n) / any/ some. (5x2=10)
1. There are __________ books on the table.
2. I haven’t got __________ sisters.
3. There are __________ trees in the garden.
4. There is __________ hotel near here.
5. I can’t do __________ exercises.
J GOOD LUCK J
NAME&SURNAME :
NUMBER:
2006-2007 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI HALİS KUTMANGİL ÇOK PROĞRAMLI LİSESİ 1.DÖNEM 9/C SINIFI 2.YAZILI SORULARI
1.USE THE SIMPLE PRESENT FORMS OF THE VERBS (20 PTS )
e.g: Cindy and Gary .....like............ (like) hamburger and pizza
I .....................(wash) my hands before meals.
John ........................(study) medicine.
My family and I ...................(watch) TV at nights
Liz .............................. (speak) four languages.
My mum ............................(work ) at a hospital.
2.Write the correct word in the blanks below.
My your His her
İts our Their
1. The boy likes ------------school.
2. Mary sees --------------mother every day.
3. My friends bring -----------children to our place on Saturdays.
4. The cat eats -------------food quickly.
5. I often forget -------------key.
6. You write in --------------book in class.
7. We bring -------------pencils to class.
8. The men always bring ----------wives to the party.
9. Mr Adams teaches -----------class in the morning.
10. She likes to give presents to -----------grandchildren.
3.CHANGE THE SENTENCES INTO POSITIVE OR NEGATIVE (20 PTS )
1.The dog doesn’t like melon ______________________________.
2.I play basketball every morning. ___________________________.
3. We don’t live in London. ________________________________
4. I hate basketball. __________________________________
5.Shelia works in a hospital. _________________________________
4. WRITE THE OPPOSITES OF GIVEN ADJECTIVES (20 PTS )
1. EASY X ____________ HANDSOME ________________.
2. EXPENSIVE _______________
3. CLEVER __________________ NEW : __________________
5. Answer the following questions.(5x5=25)
1. Have you got a dog?(-)
2. Has Ali got a red Ferrari? (+)
3. Have Peter and Daniel got a bicycle? (+)
4. How many books have you got on your table? (4)
5.How many friends has your sister got? (11)
GOOD LUCK / UMIT MIKE/ENGLISH TEACHER OF HALIS KUTMANGIL Ç.P.L
BİLGEM DERSHANESİ QUIZ SINAVI SAYI:2
A-Fill in the blanks(10 points)
Peter:Hello,…………….your name?
Jean:My ……………………,What`s…………………?
Peter:My…………………….Peter.
Jean:Nice ………………..…..,Peter.
B-Fill in the blanks with am/is/are (10 points)
1-Jack ……a student 3-I…….not from Spain
2-A:……..you a student? Yes,I ….. 4-We …….not doctors
C-Answer the questions(20 points)
1-Are you a pilot?................................................................................................
2-How old is your father?...................................................................................
3-Are you from China?........................................................................................
4-What nationality are you?.................................................................................
5-What`s your telephone number?.......................................................................
D-Write the numbers(10 points)
3……….. 13…………. 30…………. 20………….. 158………………………………….
E-Read the passage and answer the questions(30 points)
Hello.My name is Martina.I`m American.I`m twelve years old and I`m a student.My mother is a nurse.She is 32 years old.My father is an engineer.He is 37 years old.I have got two sisters.Marcy is 9 years old.She is a student.Tracy is 4 years old.
1-What is her name?.............................................................................................
2-Is she from England?.........................................................................................
3-What nationality is she?.....................................................................................
4-Is her mother a doctor?.......................................................................................
5-What is her job?..................................................................................................
6-How old is Marcy?.............................................................................................
F-Circle the correct answer(4 points)
1-……...am eleven years old. 2-What is ………….name?
a-She b-I c-They d-My a-you b-she c-her d-he
G-Find the mistake and correct it(6 points)
1-I am from Turkish/………………………………………….
2-My father are 30 years old/…………………………………
H-Fill in the blanks with the suitable words(10 points)
old/ from/ footballer/ name/ years/ singer/ are/ lovely/ thanks/ address
1-My ………is Filiz 6-This is our ……….. dog
2-How …….you today? 7-What is your………….?
3-Fine,……….. 8-David Beckham is a………………..
4-Tarkan is a …………. 9-I am ……….England
5-My sister is 7 ………..old 10-How………are you?
kimyasal bağlar ile ilgili konu anlatımı,9. sınıf kimya dersi ko
16/9/2009 · Kategori: Fen Bilgisi Konu anlatimi
kimyasal bağlar ile ilgili konu anlatımı,9. sınıf kimya dersi konu anlatımları,9. kimyasal bağlar konu anlatımı
KİMYASAL BAĞLAR
Kimyasal bağ, moleküllerde atomları bir arada tutan kuvvettir. Atomlar daha düşük enerjili duruma erişmek için bir araya gelirler. Bir bağın oluşabilmesi için atomlar tek başına bulundukları zamankinden daha kararlı olmalıdırlar. Genelleme yapmak gerekirse bağlar oluşurken dışarıya enerji verirler. Atomlar bağ yaparken, elektron dizilişlerini soy gazlara benzetmeye çalışırlar. Bir atomun yapabileceği bağ sayısı, sahip olduğu veya az enerji ile sahip olduğu veya az enerji ile sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısına eşittir. Soy gazların bileşik oluşturamamasının sebebi bütün orbitallerinin dolu olmasıdır. Elektron yapıları farklı olan atomlar değişik biçimlerde bir araya gelerek kimyasal bağ oluştururlar;
. Bir atomdan diğer bir atoma elektron aktarılmasıyla
. İki atomun ortak elektron kullanmasıyla
Not: Elektron alış verişi ya da elektron ortaklaşmasının nedeni; atomların kararlı hale gelebilmek için elektron düzenlerini, soy gazlarınkine benzetme isteğidir. Soy gazların 8 değerlik elektronuna sahip oldukları için elektron sayısı 8’e tamamlanır. Buna oktet kuralı denir.
İYONİK BAĞLAR
İyonik bağlar, metaller ile ametaller arasında metallerin elektron vermesi ametallerin elektron almasıyla oluşan bağlanmadır. Metaller elektron vererek (+) değerlik, ametaller elektron alarak (-) değerlik alırlar. Bu şekilde oluşan (+) ve (-) yükler birbirini büyük bir kuvvetle çekerler. Bu çekim iyonik bağın oluşumuna sebep olur. Onun için iyonik bağlı bileşikleri ayrıştırmak zordur. Elektron aktarımıyla oluşan bileşiklerde, kaybedilen ve kazanılan elektron sayıları eşit olmalıdır.
. İyonik katılar belirli bir kristal yapı oluştururlar.
. İyonik bağlı bileşikler oda sıcaklığında katı halde bulunurlar.
. İyonik bileşikler katı halde elektriği iletmez. Sıvı halde ve çözeltileri elektriği iletirler.
KOVALENT BAĞLAR
Hidrojenin ametallerle ya da ametallerin kendi arlarında elektronlarını ortaklaşa kullanarak oluşturulan bağa kovalent bağ denir. Değerlik elektronları elementin simgesi çevresinde noktalarla gösterilerek elektron ortaklaşması gösterilir. Bu tür formüllere elektron nokta formülleri denir.
. Periyodik cetvelin A gruplarında değerlik elektron sayısı grup numarasına eşit olduğundan grup numarası, simge çevresine konulacak elektron sayısını gösterir.
. İki atom arasına konulan noktalar her iki atom için de sayılır ve kararlı moleküller de atomların simgeleri çevresinde toplam nokta sayısı 8 ‘dir.
Moleküllerin elektron nokta formülleri yazılırken;
. Molekülü oluşturan atomların değerlik elektronları belirlenir.
. Yapacakları bağ sayıları saptanır, çok bağ yapanlar merkez atomu olarak alınır.
. Merkez atomu birden fazla ise merkez atomları birbirine bağlanacak şekilde yazılır.
. Değerlik elektronlar, atomların çevresine oktet kuralına uyacak şekilde dağıtılır.
a.Apolar Kovalent Bağ: Kutupsuz bağ, yani (+), (-) kutbu yoktur. İki hidrojen atomu elektronları ortaklaşa kullanarak bağ oluştururlar. İki atom arasındaki bağ H-H şeklinde gösterilir. Flor atomunun son yörüngesinde 7 elektronu vardır ve bir tane yarı dolu orbitali vardır. 2 flor atomu arasında elektronlar ortaklaşa kullanılarak bir bağ oluşur. Oksijenin son yörüngesinde 6 elektronu vardır. 2 tane yarı dolu orbitali vardır. Buna göre 2 tane bağ oluştururlar.
b.Polar Kovalent Bağlar: Farklı ametaller arasında oluşan bağa polar kovalent bağ denir. Elektronlar iki atom arasında eşit olarak paylaşılmadığından kutuplaşma oluşur.
Hidrojen ve Flor elektron ortaklığı ile bileşik oluşturmuş durumdadır. Florun elektron alması yani elektronu kendisine çekme gücü hidrojenden daha fazla olduğundan elektron kısmen de olsa Flor tarafındadır. Dolayısıyla Flor kısmen (-), Hidrojen ise kısmen (+) yüklenmiş olur. Bu olaya kutuplaşma denir. Bu tür bağa polar kovalent bağ denir.
Not: Bazı hallerde ortaklaşılan her iki elektron da bir atom tarafından verilir. Böyle bağlara koordine kovalent bağ denir.
BİR ATOMUN YAPABİLECEĞİ BAĞ SAYISI
Bir atomu yapabileceği bağ sayısı; o atomun sahip olduğu veya çok az enerji ile sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısı kadardır. Bir alt yörüngeden bir üst yörüngeye elektron uyarılarak yarı dolu orbital oluşturma çok enerji istediğinden bağ yapmaya elverişli olamaz.
BAĞ ENERJİLERİ
Kimyasal bağ oluşurken açığa çıkan enerji, bu bağları kırmak için moleküle verilmesi gereken enerjiye eşittir. Bu enerjiye bağ enerjisi denir. Bağ enerjisi ne kadar büyükse oluşan bileşik o kadar sağlamdır. Moleküllerde iki atom arasındaki bağ sayısı arttıkça bağ uzunlukları azalır ve bağ enerjileri artar. Bağın iyon karakteri arttıkça, iyonlar arasındaki çekme kuvvetleri artacağından bağı koparmak daha çok enerji ister. İki atomlu moleküllerde 1 mol XY’nin ayrışması için gereken enerjiye molar bağ enerjisi denir.
Molekül Polarlığı, Molekül Geometrisi ve Hibritleşme
İki atomlu bir molekülün polar olup olmadığını tahmin etmek kolaydır. Molekül aynı cins iki atomdan meydana gelmişse atomlar arasındaki bağ ve molekül apolardır. İki atomlu molekülde atomlar farklı ise molekül ve bağlar polardır. İkiden fazla atom ihtiva eden moleküllerinin polarlığını tahmin etmek oldukça zordur. Molekülün içindeki bağlar polar olmasına rağmen, molekülün kendisi polar olmayabilir.
Hibritleşme (melezleşme):
Bir atomun son periyodundaki dolu ve yarı dolu orbitallerin kaynaşarak özdeş yeni orbitaller oluşturması olayına hibritleşme denir. yeni oluşan orbitallere hibrit orbitalleri denir. Elektronlar merkez atoma en uzakta bulunacak şekilde yerleşirler.
Not: Hibritleşme yalnız yarı dolmuş orbitallerin değil, dolu ve yarı dolu bütün değerlik orbitalleri arasında olur. Ancak merkezi atomun yapabileceği bağ sayısı onun sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısı kadardır. Hibritleşme, kimyasal bağ sırasında gerçekleşir. Serbest haldeki atomlarda söz konusu değildir. Hibrit orbitalleri uzayda belirli şekilde yönlenirler ve bu durum molekülün geometrik biçimini belirler.
ÖZETLERSEK:
XY türü moleküller:
( 1A ile 7A, 2A ile 6A, 3A ile 5A)
Moleküller ve bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusaldır.
XY 2 türü moleküller:
X: 2A Y: 7A veya hidrojen ise;
Moleküller apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusal, hibritleşme sp dir.
X: 4A Y: 2A veya 6A ise;
Molekül apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusal, hibritleşme sp dir.
X: 6A Y: 1A veya 7A ise;
Molekül ve bağlar polardır. Molekül biçimi kırık doğru, hibritleşme sp ‘tür.
XY 3 türü moleküller:
X: 3A Y:7A veya hidrojen ise;
Moleküller apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi düzlem üçgen, hibritleşme sp ‘dir
X:5A Y:7Aveya 1A grubunda ise;
Molekül ve bağlar polardır. Molekül biçimi üçgen piramit, hibritleşme sp ‘tür.
XY 4 türü moleküller:
Molekül apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi düzgün dörtyüzlü, hibritleşme sp ‘tür.
İKİLİ VE ÜÇLÜ BAĞLAR
Bazı moleküllerde, iki atom birbirine iki ya da üç bağ ile bağlanabilirler. İki atom arasındaki ilk oluşan bağ sigma bağıdır. Diğer bağlar ise pi bağıdır. İki atom arasında ikili bağ varsa biri sigma, diğeri pi bağıdır. Üçlü bağ varsa bir tanesi sigma, diğerleri pi bağıdır. İki atom arasında sigma bağı olmadan pi bağı oluşamaz.
Karbon Atomunun Hibritleşmesi:
Karbon atomu 4 bağın tamamını tek bağ olarak yapmışsa, hiritleşmesi sp ‘tür. Karbon atomuna bir tane ikili bağ varsa, hibritleşmesi sp ‘dir. Yani bir pi bağı ise hibritleşme sp ‘dir. Karbon atomu üçlü bağ yapmışsa ya da her iki tarafında ikili bağ varsa hibritleşmesi sp dir. Yani iki tane pi bağı bağlı ise hibritleşme sp’dir.
Sp hibritleşmesi: Eğer karbon atomu, yalnız iki atoma bağlı ve kararlı molekül oluşturmuşsa, bu durumda karbon atomu sp hibritleşmesine uğramıştır.
Sp2 hiritleşmesi: Eğer karbon atomu başka bir atoma bir çift bağ ile bağlanmış ise karbon atomu sp2 hibritleşmesine uğramıştır.
MOLEKÜL ARASI BAĞLAR
Maddeler gaz halinde iken moleküller hemen hemen birbirinden bağımsız hareket ederler ve moleküller arasında herhangi bir itme ve çekme kuvveti yok denecek kadar azdır. Maddeler sıvı hale getirildiklerinde ya da katı halde bulunduklarında moleküller birbirine yaklaşacağından moleküller arasında bir itme ve çekme kuvveti oluşacaktır. Bu etkileşmeye molekül arası bağ denir. Maddelerin erime ve kaynama noktalarının yüksek ya da düşük olması molekül arasında oluşan bağların kuvvetiyle ilişkilidir.
Van Der Waals Çekimleri:
Kovalent bağlı apolar moleküllerde ve soygazlarda yoğun fazlarda sadece kütlelerinden kaynaklanan bir çekim kuvveti oluşmaktadır. Bu kuvvete van der waals bağları denir. Yoğun fazda sadece van der vaals bağı bulunan maddelere moleküler maddeler denir. Moleküler maddelerin mol ağırlıkları arttıkça kaynama ve erime noktaları yükselir. Sıvı ve katı halde yalnızca Van Der Waals bağları bulunduran maddeler;
. Soygazlar (He, Ne, Ar, Kr, Xe, Rn)
. Moleküller halinde bulunan ametaller (H 2 , O 2 , N 2 , F 2 , Cl 2 , Br 2 , I 2 , P 4 )
. Apolar olan bileşikler (CH 4 , CO 2 , C 2 H 6 )
Dipol – Dipol Etkileşimi:
Bu tür etkileşim polar moleküller arasında görülür. Polar moleküller sürekli bir kısmı (+), bir kısmı (-) uca sahiptirler. İki polar molekül birbirine yaklaşırken birinin pozitif ucu diğerinin negatif ucuna yönelir. Böylece bir molekülün (+) ucu ile diğerinin (-) ucu arasında bir elektrostatik çekme oluşur. Ancak bu çekme zıt yüklü iyonlar arasındaki çekmeden çok zayıftır.
. Polar moleküller arasındaki bu kuvvetler, van der Walls kuvvetlerinden daha büyüktür. Bu nedenle aynı molekül kütlesine sahip iki maddeden polar olanının erime ve kaynama noktası daha yüksektir.
. Polar moleküllerin oluşturduğu katılar, su gibi polar çözücülerde iyi çözünürler. Bu çözünme polar etkileşimle sağlanır.
HİDROJENİN BAĞLARI
Hidrojen atomu, elektronları kuvvetli çeken N, O ve F atomları ile kimyasal bağ oluşturduğunda, elektronunu büyük ölçüde yitirir ve diğer polar moleküllerdekine göre daha etkin ir artı yük kazanır. Bu yük nedeniyle hidrojen komşu moleküllerin eksi ucuyla moleküller arası bir bağ oluşur. Bu bağa hidrojen bağı denir. Hidrojen bağı, diğer polar moleküllerdeki dipol dipol etkileşiminden farklı ve güçlüdür.
. Hidrojen bağlarını koparmak için gereken enerji, 5 ile 10 kkal/mol dolaylarındadır. Hidrojen bağları kovalent bağlara göre çok zayıftır. Bu nedenle su ısıtılınca öncelikle hidrojen bağları kopar, gaz haline gelir. H 2 ile O 2 ‘ye ayrışmaz.
. Hidrojen bağları, polar etkileşiminden çok daha güçlüdür. Moleküller arası yalnız van der Walls kuvvetlerine sahip olduğundan kaynama noktası çok düşüktür.
Suda Çözünme:
Hidrojen bağı oluşturabilen iki farklı molekül birbirleriyle de hidrojen bağı oluştururlar. Bu durum hidrojen bağı oluşturabilen maddelerin suda iyi çözünmelerini sağlar. Hangi tür kuvvetle bağlanırsa bağlansın oluşan katılara moleküllü katı denir. Genelde moleküllü katıların erime noktaları, katılara göre daha düşüktür.
METAL BAĞI
Metal atomlarını katı ve sıvı halde bir arada tutan kuvvetlere metal bağı denir. Değerlik elektronlarının serbest hareketleri nedeniyle metaller, elektrik akımı ve ısıyı iyi iletirler. Metal kristalinde basınç etkisiyle kristalin bir kısmının kayması asıl yapıyı bozmaz. Bu nedenle metaller dövülerek, tel ve levha haline getirilebilirler. Metallerin erime noktaları genelde moleküllü katılardan yüksektir. Oda koşullarında hemen tümü katıdır. Periyodik cetvelde;
. Bir grupta yukarıdan aşağıya doğru atom çapı büyüdükçe genel olarak metal bağı zayıflar, dolayısıyla erime noktası düşer.
. Bir sırada soldan sağa doğru atom çapı küçülüp, değerlik elektron sayısı arttıkça metal bağı kuvvetlenir, erime noktası yükselir.
Moleküllü katı grubuna giren ametallerle metallerin özellikleri;
Metaller;
. Elektrik akımını ve ısıyı iyi iletirler.
. Erime noktaları yüksektir.
. Ametallere göre değerlik elektronları çok daha hareketlidir.
. Dövülebilme, çekilebilme özelliğine sahiptirler ve şekil verilebilirler.
. Ametallerle birleşirler.
. İyonları daima artı yüklüdür.
Ametaller;
. Isı ve elektrik akımını iyi iletmezler.
. Erime noktaları düşüktür.
. Metal yumuşaklığına sahip değillerdir. Kırılgandırlar.
. Birbirleriyle ve metallerle birleşirler.
İYON BAĞI:
Elektronlarını kolay kaybeden atomlarla, kolay elektron alabilen atomlar arasında oluşan bağa iyon bağı denir. Artı ve eksi yüklü iyonlardan oluşan katılara iyonlu katı denir. İyonlu katılarda, her iyonun karşıt yüklü iyonlarla çevrildiği bir örgü bulunduğundan birkaç atomun bir araya geldiği moleküllerin varlığından söz edilemez. İyon kristallerinde elektronlar, iyonların çekirdekleri tarafından kuvvetli çekildiklerinden serbest halde bulunmazlar. Bir iyon kristalinin bir kısmının basınç etkisinde kalması durumunda iyonlar kayar ve aynı adlı elektrik yükleri birbirlerinin yanına gelir. Aynı yüklü iyonların birbirlerini itmesiyle kristal ikiye ayrılır. Buna göre metalik katılarda olduğu gibi iyonlu katılar dövülüp, tel ve levha haline getirilemezler. İyonlu katılar eritildiklerinde ya da suda çözündüklerinde elektrik akımını iletirler. Polar moleküllü maddeler ve iyon bileşikleri polar çözücülerde, apolar bileşikler apolar çözücülerde daha kolay çözünürler.
kimyasal bağlar ile ilgili konu anlatımı,9. sınıf kimya dersi ko
16/9/2009 · Kategori: Fen Bilgisi Konu anlatimi
kimyasal bağlar ile ilgili konu anlatımı,9. sınıf kimya dersi konu anlatımları,9. kimyasal bağlar konu anlatımı
KİMYASAL BAĞLAR
Kimyasal bağ, moleküllerde atomları bir arada tutan kuvvettir. Atomlar daha düşük enerjili duruma erişmek için bir araya gelirler. Bir bağın oluşabilmesi için atomlar tek başına bulundukları zamankinden daha kararlı olmalıdırlar. Genelleme yapmak gerekirse bağlar oluşurken dışarıya enerji verirler. Atomlar bağ yaparken, elektron dizilişlerini soy gazlara benzetmeye çalışırlar. Bir atomun yapabileceği bağ sayısı, sahip olduğu veya az enerji ile sahip olduğu veya az enerji ile sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısına eşittir. Soy gazların bileşik oluşturamamasının sebebi bütün orbitallerinin dolu olmasıdır. Elektron yapıları farklı olan atomlar değişik biçimlerde bir araya gelerek kimyasal bağ oluştururlar;
. Bir atomdan diğer bir atoma elektron aktarılmasıyla
. İki atomun ortak elektron kullanmasıyla
Not: Elektron alış verişi ya da elektron ortaklaşmasının nedeni; atomların kararlı hale gelebilmek için elektron düzenlerini, soy gazlarınkine benzetme isteğidir. Soy gazların 8 değerlik elektronuna sahip oldukları için elektron sayısı 8’e tamamlanır. Buna oktet kuralı denir.
İYONİK BAĞLAR
İyonik bağlar, metaller ile ametaller arasında metallerin elektron vermesi ametallerin elektron almasıyla oluşan bağlanmadır. Metaller elektron vererek (+) değerlik, ametaller elektron alarak (-) değerlik alırlar. Bu şekilde oluşan (+) ve (-) yükler birbirini büyük bir kuvvetle çekerler. Bu çekim iyonik bağın oluşumuna sebep olur. Onun için iyonik bağlı bileşikleri ayrıştırmak zordur. Elektron aktarımıyla oluşan bileşiklerde, kaybedilen ve kazanılan elektron sayıları eşit olmalıdır.
. İyonik katılar belirli bir kristal yapı oluştururlar.
. İyonik bağlı bileşikler oda sıcaklığında katı halde bulunurlar.
. İyonik bileşikler katı halde elektriği iletmez. Sıvı halde ve çözeltileri elektriği iletirler.
KOVALENT BAĞLAR
Hidrojenin ametallerle ya da ametallerin kendi arlarında elektronlarını ortaklaşa kullanarak oluşturulan bağa kovalent bağ denir. Değerlik elektronları elementin simgesi çevresinde noktalarla gösterilerek elektron ortaklaşması gösterilir. Bu tür formüllere elektron nokta formülleri denir.
. Periyodik cetvelin A gruplarında değerlik elektron sayısı grup numarasına eşit olduğundan grup numarası, simge çevresine konulacak elektron sayısını gösterir.
. İki atom arasına konulan noktalar her iki atom için de sayılır ve kararlı moleküller de atomların simgeleri çevresinde toplam nokta sayısı 8 ‘dir.
Moleküllerin elektron nokta formülleri yazılırken;
. Molekülü oluşturan atomların değerlik elektronları belirlenir.
. Yapacakları bağ sayıları saptanır, çok bağ yapanlar merkez atomu olarak alınır.
. Merkez atomu birden fazla ise merkez atomları birbirine bağlanacak şekilde yazılır.
. Değerlik elektronlar, atomların çevresine oktet kuralına uyacak şekilde dağıtılır.
a.Apolar Kovalent Bağ: Kutupsuz bağ, yani (+), (-) kutbu yoktur. İki hidrojen atomu elektronları ortaklaşa kullanarak bağ oluştururlar. İki atom arasındaki bağ H-H şeklinde gösterilir. Flor atomunun son yörüngesinde 7 elektronu vardır ve bir tane yarı dolu orbitali vardır. 2 flor atomu arasında elektronlar ortaklaşa kullanılarak bir bağ oluşur. Oksijenin son yörüngesinde 6 elektronu vardır. 2 tane yarı dolu orbitali vardır. Buna göre 2 tane bağ oluştururlar.
b.Polar Kovalent Bağlar: Farklı ametaller arasında oluşan bağa polar kovalent bağ denir. Elektronlar iki atom arasında eşit olarak paylaşılmadığından kutuplaşma oluşur.
Hidrojen ve Flor elektron ortaklığı ile bileşik oluşturmuş durumdadır. Florun elektron alması yani elektronu kendisine çekme gücü hidrojenden daha fazla olduğundan elektron kısmen de olsa Flor tarafındadır. Dolayısıyla Flor kısmen (-), Hidrojen ise kısmen (+) yüklenmiş olur. Bu olaya kutuplaşma denir. Bu tür bağa polar kovalent bağ denir.
Not: Bazı hallerde ortaklaşılan her iki elektron da bir atom tarafından verilir. Böyle bağlara koordine kovalent bağ denir.
BİR ATOMUN YAPABİLECEĞİ BAĞ SAYISI
Bir atomu yapabileceği bağ sayısı; o atomun sahip olduğu veya çok az enerji ile sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısı kadardır. Bir alt yörüngeden bir üst yörüngeye elektron uyarılarak yarı dolu orbital oluşturma çok enerji istediğinden bağ yapmaya elverişli olamaz.
BAĞ ENERJİLERİ
Kimyasal bağ oluşurken açığa çıkan enerji, bu bağları kırmak için moleküle verilmesi gereken enerjiye eşittir. Bu enerjiye bağ enerjisi denir. Bağ enerjisi ne kadar büyükse oluşan bileşik o kadar sağlamdır. Moleküllerde iki atom arasındaki bağ sayısı arttıkça bağ uzunlukları azalır ve bağ enerjileri artar. Bağın iyon karakteri arttıkça, iyonlar arasındaki çekme kuvvetleri artacağından bağı koparmak daha çok enerji ister. İki atomlu moleküllerde 1 mol XY’nin ayrışması için gereken enerjiye molar bağ enerjisi denir.
Molekül Polarlığı, Molekül Geometrisi ve Hibritleşme
İki atomlu bir molekülün polar olup olmadığını tahmin etmek kolaydır. Molekül aynı cins iki atomdan meydana gelmişse atomlar arasındaki bağ ve molekül apolardır. İki atomlu molekülde atomlar farklı ise molekül ve bağlar polardır. İkiden fazla atom ihtiva eden moleküllerinin polarlığını tahmin etmek oldukça zordur. Molekülün içindeki bağlar polar olmasına rağmen, molekülün kendisi polar olmayabilir.
Hibritleşme (melezleşme):
Bir atomun son periyodundaki dolu ve yarı dolu orbitallerin kaynaşarak özdeş yeni orbitaller oluşturması olayına hibritleşme denir. yeni oluşan orbitallere hibrit orbitalleri denir. Elektronlar merkez atoma en uzakta bulunacak şekilde yerleşirler.
Not: Hibritleşme yalnız yarı dolmuş orbitallerin değil, dolu ve yarı dolu bütün değerlik orbitalleri arasında olur. Ancak merkezi atomun yapabileceği bağ sayısı onun sahip olabileceği yarı dolu orbital sayısı kadardır. Hibritleşme, kimyasal bağ sırasında gerçekleşir. Serbest haldeki atomlarda söz konusu değildir. Hibrit orbitalleri uzayda belirli şekilde yönlenirler ve bu durum molekülün geometrik biçimini belirler.
ÖZETLERSEK:
XY türü moleküller:
( 1A ile 7A, 2A ile 6A, 3A ile 5A)
Moleküller ve bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusaldır.
XY 2 türü moleküller:
X: 2A Y: 7A veya hidrojen ise;
Moleküller apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusal, hibritleşme sp dir.
X: 4A Y: 2A veya 6A ise;
Molekül apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi doğrusal, hibritleşme sp dir.
X: 6A Y: 1A veya 7A ise;
Molekül ve bağlar polardır. Molekül biçimi kırık doğru, hibritleşme sp ‘tür.
XY 3 türü moleküller:
X: 3A Y:7A veya hidrojen ise;
Moleküller apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi düzlem üçgen, hibritleşme sp ‘dir
X:5A Y:7Aveya 1A grubunda ise;
Molekül ve bağlar polardır. Molekül biçimi üçgen piramit, hibritleşme sp ‘tür.
XY 4 türü moleküller:
Molekül apolar, bağlar polardır. Molekül biçimi düzgün dörtyüzlü, hibritleşme sp ‘tür.
İKİLİ VE ÜÇLÜ BAĞLAR
Bazı moleküllerde, iki atom birbirine iki ya da üç bağ ile bağlanabilirler. İki atom arasındaki ilk oluşan bağ sigma bağıdır. Diğer bağlar ise pi bağıdır. İki atom arasında ikili bağ varsa biri sigma, diğeri pi bağıdır. Üçlü bağ varsa bir tanesi sigma, diğerleri pi bağıdır. İki atom arasında sigma bağı olmadan pi bağı oluşamaz.
Karbon Atomunun Hibritleşmesi:
Karbon atomu 4 bağın tamamını tek bağ olarak yapmışsa, hiritleşmesi sp ‘tür. Karbon atomuna bir tane ikili bağ varsa, hibritleşmesi sp ‘dir. Yani bir pi bağı ise hibritleşme sp ‘dir. Karbon atomu üçlü bağ yapmışsa ya da her iki tarafında ikili bağ varsa hibritleşmesi sp dir. Yani iki tane pi bağı bağlı ise hibritleşme sp’dir.
Sp hibritleşmesi: Eğer karbon atomu, yalnız iki atoma bağlı ve kararlı molekül oluşturmuşsa, bu durumda karbon atomu sp hibritleşmesine uğramıştır.
Sp2 hiritleşmesi: Eğer karbon atomu başka bir atoma bir çift bağ ile bağlanmış ise karbon atomu sp2 hibritleşmesine uğramıştır.
MOLEKÜL ARASI BAĞLAR
Maddeler gaz halinde iken moleküller hemen hemen birbirinden bağımsız hareket ederler ve moleküller arasında herhangi bir itme ve çekme kuvveti yok denecek kadar azdır. Maddeler sıvı hale getirildiklerinde ya da katı halde bulunduklarında moleküller birbirine yaklaşacağından moleküller arasında bir itme ve çekme kuvveti oluşacaktır. Bu etkileşmeye molekül arası bağ denir. Maddelerin erime ve kaynama noktalarının yüksek ya da düşük olması molekül arasında oluşan bağların kuvvetiyle ilişkilidir.
Van Der Waals Çekimleri:
Kovalent bağlı apolar moleküllerde ve soygazlarda yoğun fazlarda sadece kütlelerinden kaynaklanan bir çekim kuvveti oluşmaktadır. Bu kuvvete van der waals bağları denir. Yoğun fazda sadece van der vaals bağı bulunan maddelere moleküler maddeler denir. Moleküler maddelerin mol ağırlıkları arttıkça kaynama ve erime noktaları yükselir. Sıvı ve katı halde yalnızca Van Der Waals bağları bulunduran maddeler;
. Soygazlar (He, Ne, Ar, Kr, Xe, Rn)
. Moleküller halinde bulunan ametaller (H 2 , O 2 , N 2 , F 2 , Cl 2 , Br 2 , I 2 , P 4 )
. Apolar olan bileşikler (CH 4 , CO 2 , C 2 H 6 )
Dipol – Dipol Etkileşimi:
Bu tür etkileşim polar moleküller arasında görülür. Polar moleküller sürekli bir kısmı (+), bir kısmı (-) uca sahiptirler. İki polar molekül birbirine yaklaşırken birinin pozitif ucu diğerinin negatif ucuna yönelir. Böylece bir molekülün (+) ucu ile diğerinin (-) ucu arasında bir elektrostatik çekme oluşur. Ancak bu çekme zıt yüklü iyonlar arasındaki çekmeden çok zayıftır.
. Polar moleküller arasındaki bu kuvvetler, van der Walls kuvvetlerinden daha büyüktür. Bu nedenle aynı molekül kütlesine sahip iki maddeden polar olanının erime ve kaynama noktası daha yüksektir.
. Polar moleküllerin oluşturduğu katılar, su gibi polar çözücülerde iyi çözünürler. Bu çözünme polar etkileşimle sağlanır.
HİDROJENİN BAĞLARI
Hidrojen atomu, elektronları kuvvetli çeken N, O ve F atomları ile kimyasal bağ oluşturduğunda, elektronunu büyük ölçüde yitirir ve diğer polar moleküllerdekine göre daha etkin ir artı yük kazanır. Bu yük nedeniyle hidrojen komşu moleküllerin eksi ucuyla moleküller arası bir bağ oluşur. Bu bağa hidrojen bağı denir. Hidrojen bağı, diğer polar moleküllerdeki dipol dipol etkileşiminden farklı ve güçlüdür.
. Hidrojen bağlarını koparmak için gereken enerji, 5 ile 10 kkal/mol dolaylarındadır. Hidrojen bağları kovalent bağlara göre çok zayıftır. Bu nedenle su ısıtılınca öncelikle hidrojen bağları kopar, gaz haline gelir. H 2 ile O 2 ‘ye ayrışmaz.
. Hidrojen bağları, polar etkileşiminden çok daha güçlüdür. Moleküller arası yalnız van der Walls kuvvetlerine sahip olduğundan kaynama noktası çok düşüktür.
Suda Çözünme:
Hidrojen bağı oluşturabilen iki farklı molekül birbirleriyle de hidrojen bağı oluştururlar. Bu durum hidrojen bağı oluşturabilen maddelerin suda iyi çözünmelerini sağlar. Hangi tür kuvvetle bağlanırsa bağlansın oluşan katılara moleküllü katı denir. Genelde moleküllü katıların erime noktaları, katılara göre daha düşüktür.
METAL BAĞI
Metal atomlarını katı ve sıvı halde bir arada tutan kuvvetlere metal bağı denir. Değerlik elektronlarının serbest hareketleri nedeniyle metaller, elektrik akımı ve ısıyı iyi iletirler. Metal kristalinde basınç etkisiyle kristalin bir kısmının kayması asıl yapıyı bozmaz. Bu nedenle metaller dövülerek, tel ve levha haline getirilebilirler. Metallerin erime noktaları genelde moleküllü katılardan yüksektir. Oda koşullarında hemen tümü katıdır. Periyodik cetvelde;
. Bir grupta yukarıdan aşağıya doğru atom çapı büyüdükçe genel olarak metal bağı zayıflar, dolayısıyla erime noktası düşer.
. Bir sırada soldan sağa doğru atom çapı küçülüp, değerlik elektron sayısı arttıkça metal bağı kuvvetlenir, erime noktası yükselir.
Moleküllü katı grubuna giren ametallerle metallerin özellikleri;
Metaller;
. Elektrik akımını ve ısıyı iyi iletirler.
. Erime noktaları yüksektir.
. Ametallere göre değerlik elektronları çok daha hareketlidir.
. Dövülebilme, çekilebilme özelliğine sahiptirler ve şekil verilebilirler.
. Ametallerle birleşirler.
. İyonları daima artı yüklüdür.
Ametaller;
. Isı ve elektrik akımını iyi iletmezler.
. Erime noktaları düşüktür.
. Metal yumuşaklığına sahip değillerdir. Kırılgandırlar.
. Birbirleriyle ve metallerle birleşirler.
İYON BAĞI:
Elektronlarını kolay kaybeden atomlarla, kolay elektron alabilen atomlar arasında oluşan bağa iyon bağı denir. Artı ve eksi yüklü iyonlardan oluşan katılara iyonlu katı denir. İyonlu katılarda, her iyonun karşıt yüklü iyonlarla çevrildiği bir örgü bulunduğundan birkaç atomun bir araya geldiği moleküllerin varlığından söz edilemez. İyon kristallerinde elektronlar, iyonların çekirdekleri tarafından kuvvetli çekildiklerinden serbest halde bulunmazlar. Bir iyon kristalinin bir kısmının basınç etkisinde kalması durumunda iyonlar kayar ve aynı adlı elektrik yükleri birbirlerinin yanına gelir. Aynı yüklü iyonların birbirlerini itmesiyle kristal ikiye ayrılır. Buna göre metalik katılarda olduğu gibi iyonlu katılar dövülüp, tel ve levha haline getirilemezler. İyonlu katılar eritildiklerinde ya da suda çözündüklerinde elektrik akımını iletirler. Polar moleküllü maddeler ve iyon bileşikleri polar çözücülerde, apolar bileşikler apolar çözücülerde daha kolay çözünürler.
İlk turk devletleri hangıleridir, Asya Hun İmparatorluğu, Kaviml
12/9/2009 · Kategori: Tarih Konulari
1. Asya Hun İmparatorluğu
Kuruldukları tarih kesin olarak bilinmeyen Hunlar hakkında Çinlilerin verdiği bilgiler M.Ö. I. Bin yılın başlarına kadar uzanır.
M.Ö. III. yüzyılın ikinci yarısında Hunlar, Çinlilere karşı büyük bir güç haline gelmişlerdir. Çinliler, Hun akınlarına engel olabilmek için kuzey sınırlarında bir duvar örmeye başlamışlardır. Bugün “Çin Seddi” diye bildiğimiz bu duvar M.Ö. 214 yılında tamamlanmıştır.
Çinlilerle mücadele eden Mete Han’ın asıl düşüncesi, Çin’i etkisiz hale getirmekti. Çin’i yıllık vergiye bağlayan Mete, gücünün sembolü olarak Çinli bir prensesle evlenmiştir.
Kalabalık Çin nüfusu içerisinde Türklerin asimile olmasından çekinen Mete, Çinlilerle antlaşma yapmış ve onlarla dost kalmayı tercih etmiştir.
Mete Han’dan sonra Hunlar zayıflamıştır. Bu dönemde, Çinlilerin propagandasıyla Hun beyleri birbirine düşmüştür. Mete’nin ölümünden sonra zayıflayan Hunlar, önce Doğu ve Batı olarak sonra da Güney ve Kuzey olarak parçalanmışlardır.
Kavimler Göçü
Aral gölü çevresinde toplanan Hun boyları Orta Asya’daki Çin baskısı ve kuraklık yüzünden IV. yüzyılın ortalarından itibaren batıya doğru göç ederek barbar kavimleri Roma İmparatorluğu üzerine saldırmaları sonucunda Kavimler Göçü olmuştur (375).
Kavimler Göçü’nün Sonuçları
• Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmıştır (395).
• Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır (476).
• Avrupa’da yeni milletler ortaya çıkmış ve yeni devletler kurulmuştur. Böylece Avrupa’nın günümüze kadar gelen etnik yapısı oluşmuştur.
• İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı kabul edilmiştir.
• Feodalite (Derebeylik) rejimi ortaya çıkmıştır.
• Avrupa’da Hun Devleti kurulmuştur.
• Hristiyanlık barbar kavimler arasında yayılmıştır.
2. Göktürk Devleti (552 - 630)
Göktürkler Türk adıyla kurulan ilk devlettir. Başkentleri Ötüken, ilk hükümdarları Bumin Kağan’dır.
Ülkenin batısını yöneten İstemi Yabgu batı yönünde fetih hareketlerinde bulunmuş, Akhunlara karşı Sasanilerle birleşmiş ve bu devletin toprakları Göktürkler ile Sasaniler arasında paylaşılmıştır. Çinlilerin Göktürk Devleti’ni içişlerine karışması sonucunda 582 tarihinde ülke ikiye ayrılmıştır. Doğu Göktürkleri 630 yılında, Batı Göktürkleri ise 659 yılında Çin egemenliğine girerek yıkılmışlardır.
3. Kutluk Devleti (682 - 745)
Kutluk Devleti’nin en güçlü olduğu dönemler Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tiğin dönemleri olmuştur. Vezir Tonyukuk ise danışman olarak Kutluk Devleti’nin siyasetinde önemli rol oynamıştır.
Bilge Kağan öldükten sonra Kutluk Devleti’nde iç karışıklıklar başlamıştır. Basmil, Karluk ve Uygur Türkleri Kutluk Devleti’ne son vermişlerdir.
4. Uygur Devleti (745 - 840)
Doğu Türkistan’a yerleşen Uygurlar, diğer Türk boylarını egemenlikleri altına aldılar. Uygurların en önemli özelliği yerleşik hayatı benimseyen ilk Türk toplumu olmalarıdır. Bu nedenle tarım, sanat ve ticarette ilerlemişlerdir. Mani dinine ait tapınaklar yaparak mimaride gelişme göstermişlerdir.
Uygurlar, XIII. yüzyılda Cengiz Han’ın egemenliğini kabul etmişlerdir. Bundan sonra Moğollar Uygur Türklerini önemli görevlere getirmişlerdir. Uygur yazısı, Moğolların da yazısı olmuştur. Uygurlar, diğer Türk toplulukları ile birlikte Moğolların Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır. Çağatay ve Özbek Türkleri bu şekilde ortaya çıkmıştır
kaynak: http://englishpage.blogcu.com/
klavyeden yapılabilecek şekiller nelerdir,nicke konulabilecek şe
11/9/2009 · Kategori: Ders Disi Konular Bolumu
๑۩۞۩๑■◤ ┱ ┲ ♧ ღ♥ ♡ ☜ ☞ ☎ ☏ ⊙ ◎▧ ▨ ♨◐ ◑ ↔ ↕ ▪ ▫ ▒◊ ◦☼ ♠ ♣ ▣ ▤ ▥ ▦ ▩ ◈ ♬ ♪ ♩ ♭ ♪⊙●○①⊕№ @ ㊣ ™۞๑ ๑۩ﺴ ﺴ۩๑ ◈ ◊ εїз ︵︶ ☜❤☞ ☎ εїз ♨ ☏ ☆ ★ ▽ △ ▲ ∵ ∴ ∷ # ♂ ♀ ♥ ♠ ♣ ♧ ♤ ♧ ♡ ♬ ♪ ♩ ♭ ♫♪ ﻬ ஐღ ↔ ↕ ↘••● ¤ ╬ ﹌ ▽ ☜♥☞ ♂ ♀ ◊① ② ③ ④ ⑤ ⑥ ⑦ ⑧ ⑨ ⑩ ™ ⊕♨ ☼ ஹ ஸ ఋ ఊ ௌ ொ இ ౖ ௲ ூ ஃ ஊ ஏ ஐ ஒ ஓ ஔ ஜ ஞ ి ಔ ృ ూ ప ௯ ௮ ி ஞ ஜ ಋ ౡౠ ౖ
ಱ ಯ ಮ ಭ ಬ لّـّـّّا ◊ ♥ ■ □ ۩ ۞ ๑ » « ¶ ஐ © † εïз ♪ ღ ♣ ♠ • ± җ ° •ิ. .• ஐ இ * × ○ ♦ • © ▲ ↔ ®
($_$) | (^.^)b | (・ε・)ノ | (。’-’)y-。o0○ | (-_-)zzz | (’_^)b | ~m[-_-]m~ | ヽ( ´ー`)ノ |
φ(.. ) | Zzz..(u_u) | ( ^^)人(^^ ) | (^_^) ┘♪ « †╚> _
α в c ∂ ε ғ g н ι נ к ℓ м η σ ρ q я s т υ v ω x ү z ά в ς đ έ ғ ģ ħ ί ј ķ Ļ м ή ό ρ q ŕ ş ţ ù ν ώ x ч ž
ξ , ƒ , Ą , ŋ , ŧ , € , Ø , ¥ , α , ε , я ,β , ล , ,γ ,я , η , є , ż , Ż , ℓ , є , ₪ , и , þ , © , h , ø , µ ,
n , € , t , |V| , м , ι , ѕ , ѕ . g , н , ε , т , т , ο , .α , я , α , в , ε , ι , ι , α ,
a ð å Å Â ª Ä Á À Ã A b ß (3 B c Ç ç © ¢ C d ð Ð D
e ë é ê è í € £ Ë É Ê È E f ƒ F g G h µ H
i | | ï í î ì ¡ ¦ Ï Í Î I j ¿ J k |{ |
h µ H
i | | ï í î ì ¡ ¦ Ï Í Î I j ¿ J k |{ |
———————————————–
şEKiLlİ HaRfLeR
© =0169
× =0215
§ =789
╚ =456
± =753
ñ =0753
Ÿ =0159
ª =0426
÷ =0759
¸ =759
¬ =426
« =174
| =124
é =130
€ =0128
â =131
ƒ =0131
ä =132
„ =0132
à =133
ã =198
… =0133
å =134
† =0134
‡ =135
ê =136
ˆ =0136
ë =137
‰ =0137
è =138
Š =0138
ï =139
‹ =0139
î =140
Œ =0140
Ä =142
Å =143
É =144
æ =145
‘ =0145
Æ =146
ô =147
“ =0147
” =0148
ò =149
• =0149
û =150
– =0150
ù =151
— =0151
˜ =0152
™ =0153
š =0154
ø =155
› =0155
£ =156
œ =0156
Ø =157
í =161
ó =162
¢ =0162
¤ =0164
Ñ =165
¥ =0165
¦ =0166
¿ =168
¨ =0168
½ =171
¾ =0190
¼ =172
¹ =251
³ =252
² =253
´ =0180
 =0194
à =0195
Ä =0196
Æ =0198
Ê =0202
Î =0206
Ï =0207
Ñ =0209
Ó =0211
Ô =0212
Õ =0213
Ù =0217
Ú =0218
Û =0219
à =0224
á =0225
ß =225
å =0229
µ =230
ì =236
ÿ =237
¶ =244
· =250
ẶẪẫẮắẰằẳN 60;ẵĪäÅÄÀÁÂåãâÆàæĄąάαâáà ÂâÃãΆÆæ ЪЂВβß฿ļЗв Ç¢çςŒœτ© ĎđďÐð ĘęëêÊÈÉ€Ëéè€ξ∑ΣẾỀ̓ ; 4;ỄéèєЄe Эзэ ₣ƒ ĠĜðģĢÐ ΉŀļĦĥĤħђн ÏĮįΊ¡ïîÍíÌìÎîīýĭΐĬ Ĵĵ ЌКĶķĸк £ĿŁĻĽĹĺļ Ľľŀł₤ℓ мМ ИийñÑЙŊŋήηň Ň ΦθóòÓÒÔôÖöÕõΌØøỢợỌọ&a mp;# 7899;ờσƠơо þÞρ Я®ŖŘяѓŗ §šŠ§ÞþŚśŜŝ †Ŧŧ ŤŢţťтτ ЏŲųΰÚúÙùÛûÜüµυЏƯự ữửừưц ẀẁẂẃẄẅώШj 5;Ŵ ŵωшщ Х× ¥ỲỳỴỵỶỷУЧ 118;чЎ¥ÿΎÝŸ¥Ύÿý ŹŻżŽŹźž ¹²³™«»•˚°º±‡¿”¥”»†«”†”»¥«»Ψ«∙Ψ∙»& amp; #1046;«∙Ж∙ Ж¯˜∙¨‚…Λ∆∂Ω№∞ ψΨφ”Ξ-Θ” ﺸﺴ ¤Ώж؟ֽـ∙·˙َ ; ;ֿ׃؛∙ ¡¢£¤¥¦§©ª«¬*®¯°±²³´µ¶·¸¹º» ÎÏÐÑÒÓÔÕÖרÙÚÛÜÝÞß àáâãäåæçèéêëìíîïðñòóôõö÷øù úûüýþÿĀāĂ㥹Ć&a mp;# 263;ĈĉĊċČčĎ ďĐđĒēĔĕĖėĘ ęĚěĜĝÐðĠġĢ ģĤĥĦħĨĩĪīĬ ĭĮįÝýIJijĴĵĶ ķ 2;ĹĺĻļ ĽľĿŀŁłŃńŅņ ŇňʼnŊŋŌōŎŏŐ ő ŒœŔŕŖŗŘřŚśŜ” 9;ÞþŠšŢţŤťŦŧŨ ũŪūŬŭŮůŰűŲ ųŴŵŶŷŸŹźŻ żŽžſƒǺǻǼǽǾǿ ; ;ˆˇˉ˘˙˚˛˜˝;΄ 01;Ά·Έ ΉΊΌΎΏΐΑΒΓΔ ΕΖΗΘΙΚΛΜ ΝΞΟΠΡΣΤΥΦΧ ΨΩΪΫάέήίΰ αβγδεζηθικ λμνξοπρςστ υφχψ ωϊϋόύώЁЂЃ 028;ЅІЇЈЉЊЋЌ ЎЏ АБВГДЕЖЗ 48;ЙКЛМНОПР СТУФХЦЧШ 65;ЪЫЬЭЮЯа бвгдежзи 81;клмнопрс& amp; #1090;уфхцч шщъыьэюя 05;ђѓєѕіїјљ& amp; #1114;ћќўџҐ ґẀẁẂẃẄẅỲO 23;–‘— ’―‚‗‛“”„†‡•…‰′″‹›‼‾ ; ;⁄ⁿ₣₤₧ €℅ℓ№™Ω℮⅛⅜⅝&a mp;# 8542; ↨∂∆∏∑−∕∙W 30;∞∫≈≠≤≥ ⌂⌐⌠⌡ Λ ∆ ∂ Ǻ ǻ Ǽ ǽ Δ А λ Д д Δ Λ а α ά Ά Α Ā ā Ă ă Ą ą Ặ Ẫ ẫ Ắ ắ Ằ ằ ẳ Ẵ ẵ Ä ª ä Å Ä À Á  å ã â Æ à æ A a ά a â á à  â Ã ã Ά Æ æ В в Б β Ђ Ъ Ы Ь ъ ы ь Ъ Ђ Β В ß ß ฿ lЗ в € Ç ¢ ç ς с С Œ œ © כ ċ Ć ć ς Ĉ ĉ Ċ ċ Č č Ď ď Đ đ D d d Ð ð Σ З Ē ē Ĕ ĕ Ė ė Ę ę Ě ě Ә ә Э з е Ё Έ Ε E e ë ê ξ Ê È É € Ë é è פ Є € ξ ∑ ∑ Ế Е Ề Ể Ễ é è έ є Є e ع Э є з э ε э ё F ₣ ₣ ƒ ſ f ƒ G G g g G G Ĝ ĝ Ð ð Ġ ġ Ģ ģ Н Ĥ ĥ Ħ ħ Ή ŀl Η H h H h Ή ћ ђ ђ Ћ Ң н ң н Њ њ І Ї ϊ Ϊ ί ι Ï ї Ί Ι I I Ί ¡ ϊ ï î Í í Ì ì Î î I I I ΐ I Ĩ ĩ Ī ī Ĭ ĭ Į į Ý I IJ ij Ĵ ĵ ј Ј J j Ќ К Κ K k ќ ĸ к Қ қ к Ҝ ҝ Ќ Ќ К Ķ ķ ĸ κ £ Ŀ L L L L c l L l ŀ l £ l Ĺ ĺ Ļ ļ Ľ ľ Ŀ ŀ Ł ł ₤ ζ м м М М Μ И Π п מ П π ⁿ Ν И и й η ñ ח Ñ Й Ŋ ŋ ή ή η n и й N Ń ń Ņ ņ Ň ň ʼn Ŋ ŋ Ю ю О ם ט ο Ό Ο о ό Θ Ф Φ Ǿ ǿ ф ф σ ό θ θ Θ θ ó ò Ó Ò Ô ô Ö ö Õ õ Ό Ø ø Ợ ợ Ọ ọ ớ ờ O o о Ở Ờ Ớ Ổ ổ Ở Ợ Ō ō Ŏ ŏ Ő ő Р Ρ þ Þ р ρ ρ q q Œ œ Ѓ Г Ґ ґ Γ Я Я ® R R я r г Ŕ ŕ Ŗ ŗ Ř ř я ѓ ى Ѕ § š Š § S ѕ s S s S s Ś ś Ŝ ŝ Þ þ Š š ל װ ױ ײ ׳ ت ث ج خ ئ ؤ س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن ه و ى ي† T T t T T τ t ΐ t т т t Τ Т Ţ ţ Ť ť Ŧ ŧ Џ U Ụ Ủ Ứ Ừ Ử Ữ Ự u ΰ Ú ú Ù ù Û û Ü ü µ υ Џ Џ U ự ữ ử ừ u ц Ũ ũ Ū ū Ŭ ŭ Ů ů Ű ű Ų ų ΰ υ ϋ ύ ϋ ύ џ μ Ц ц ν ٧ √ Ш Щ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ ω ώ ώ ш щ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ Ш Щ W w ω ώ ω ш щ Ŵ ŵ Х Χ Х χ х × Ҳ ҳ У ¥ ¥ Ч ч ¥ Ỳ ỳ Ỵ Ў ў ỵ у Ỷ ỷ У Ч ў ч Ў ¥ ÿ Ύ Ý Ÿ ¥ Ύ ÿ ý Ϋ Ύ γ Ŷ ŷ Υ Ÿ Ỳ ỳ Ҹ ҹ ע ץ Ź ź Ż ż Ž ž Z Z z Ž Z z ž Ζ ¹ ² ³ ™ « » • ° ° º ± ‡ ¿ ” ” » † « ” † ” » « » Ψ ψ Ψ Ψ Ψ φ ψ « · · » « · · ¯ ˜ · ¨ ‚ …ˆ ˇ ˉ ˘ ˙ ˚ ˛ ˜ ˝ ; ΄ ΅ · δ б– — ― ‗ ₪ Ω Ώ Ω Ω № 8 ” Ξ Ξ –” ﺸ ﺴ ¤ Ώ ؟ ֽ ـ · · ˙ َ ֿ ׃ ؛ · Җ җ ж ж Ж Ж Ж Ж Л л Љ љ № ™ ⅛ ⅜ ⅝ ⅞ ∞ ∫ ≈ ≠ □ ● ◦ fl ₧ ‼ ?
( A )
ª Ā ā Ă ă Ą ą Ǎ ǎ Ǻ ǻ Α Δ Λ ά α λ Ά а ۸ ก ถ ส ฤ ล ส ส ฮ Ẫ ạ Ả ả Ấ ấ Ầ ầ Ẩ ẩ Ẫ ẫ Ậ Ẫ Ắ ắ Ằ ằ Ẳ ẳ Ẵ ẵ Ặ ặ À Á Â Ã Ä Å ê á â ã ä å
( B )
Β β ъ ь в ฿ ط ظ Ъ Ь
( C )
¢ © Ć ć Ĉ ĉ Ċ ċ Č č ς ζ С с ๔ ๕ ๛ € Ç ç
( D )
Ď ď Đ đ δ ₫
( E )
Ē ē Ĕ ĕ Ė ė Ę ę Ě ě Έ Ε Ξ Σ Ϊ ε ξ Ё Є З е з э ё є ع غ ٤ Ẹ ẹ Ẻ ẻ Ẽ ẽ Ế ế Ề ề Ể ể Ễ ễ Ệ ệ È É Ê è é ê
( F )
₣ ƒ
( G )
Ĝ ĝ Ğ ğ Ī ġ Ģ ģ ئ ؤ ف ق
( H )
Ĥ ĥ Ħ ħ Ή Η Ч н ч ђ ћ
( I )
¡ ¹ Ĩ ĩ Ī ī Ĭ Ī Į į İ ı Ί ΐ Ι Ϊ ί ι ϊ ї أ آ أ۱ เ Ỉ ỉ Ị ị
( J )
Ĵ ĵ Ј ј د ذ ر ز ل
( K )
Ķ ķ ĸ Κ κ Ќ К к ќ
( L )
£ ¦ Ĺ ĺ Ļ ļ Ľ ľ Ŀ ŀ Ł ł ℓ ๘ ๔ ๕
( M )
M ๓ ๗ м
( N )
Ń ń Ņ ņ Ň ň ʼn Ŋ ŋ Ν ή η π И ห Й и й п א
( O )
º ¤ Ō ō Ŏ ŏ Ő ő ƪ ơ Ǒ ǒ Ǿ ǿ Ό Θ Ф Φ φ ф θ o O σ ό ס ם ۵ ٥ ه ๏ ๐ ๑ Ọ ọ Ỏ ỏ Ố ố Ồ ồ Ổ ổ Ỗ ỗ Ộ ộ Ớ ớ Ờ ờ Ở ở Ừ ỡ Ợ ợ
( P )
P p ρ ק
( R )
Ŕ ŕ Ŗ ŗ Ř ř Г Я г я ѓ ٢ ٣
( S )
§ Ś ś Ŝ ŝ Ş ş ѕ S ک گ ی ى ي
( T )
Ţ ţ Ť ť Ŧ ŧ т τ
( U )
ų µ Ũ ũ Ū ū Ŭ Ū Ů ů Ű ű Ų ų Ư ư Ǔ ǔ Ǖ ǖ Ǘ ǘ Ǚ ǚ Ǜ ǜ μ Џ Ц ц џ ข ฃ ช ซ ฌ ญ น บ ป ม ย ษ ห Ụ ụ Ủ ủ Ứ ứ Ừ ừ Ử Ừ Ữ ữ Ự ự υ
( V )
ΰ ν υ ϋ ύ ט ۷ √
( W )
Ŵ ŵ ω ώ Ш Щ ш щ ש ผ ฝ พ ฟ ฬ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ
( X )
χ Ж ж ۴
( Y )
¥ γ Ŷ ŷ Ύ Ψ Ϋ ψ Ў Ч ч ў ע ץ צ Ỳ ỳ Ỵ ỵ Ỷ ỷ Ỹ ỹ
( Z )
Ź ź Ż ż
http://www.msntube.net/msn-eklentileri-msn-addon/cesitli-sekilli-harfler.html
« Önceki ::
